27 Şubat 2011 Pazar

İyi ki Dün Gece Ölmemişim

Eğer dün gece ölseydim ve de bu sabah bir ambulansla Paşabahçe Devlet Hastanesi'nin morguna kaldırılıp, ailem gelene kadar o soğuk taşta öylece yatsaydım ve otopsimin yapılması için çaresiz ama farkında olarak o buz gibi odada yatarak beklemek zorunda kalsaydım, otopsi sonrası cenaze işlemleri için yıkanıp, kefenlenip ve pek tabii kıçıma tıkılan pamukla öylece mahcup yatmak zorunda kalsaydım, yarın öyle namazına müteakip defnedilecek olsaydım, gecenin ikisinde kendime hazırladığım; iri Gemlik zeytinli, Tokatköy’ün has tereyağında kızarmış kasap sucuklu, kaynayan suda yüz yirmi saniye tutulmak suretiyle kayısı kıvamına getirilmiş yumurtalı, İzmir’den gelen halis zeytin yağına nar ekşili, acı biber ezmeli, fırında ısıtılarak çıtırlaştırılan köy işi bolu bazlamalı ve kilosuna kırk beş lirayı (ki son param olan kırk beş lira bu) gözümü kırpmadan saydığım eski kaşarlı kahvaltıyı yapamıyor olacaktım. İyi ki dün ölmemişim. Şu elimdeki sigaram ve çayım bitince hazırım ölmeye.

Haydi bakalım...
"The Lady From İstanbul"

Cüneyt Temel