Geçen gün işten çıkmışım eve doğru gidiyorum. Mahalleye
girdim, bir baktım bizim mahallenin gençleri,
adamın birini almışlar araya
öldüresiye dövüyorlar. Tabii atladım hemen. Lan durun, noluyonuz falan diye
daldım ortalarına. Dayak yiyen elemanla, bizim gençlerin arasına girdim. Olum
napıyonuz lan dedim. Yakışır mı lan size, bi kişiye on kişi dedim. İçlerinden en
bıçkın olanı çıktı hemen,
abi dedi sen biliyo musun ki bu şerefsizin kim olduğunu.
Kimmiş lan dedim.
eee ? dedim
Balık bıçağını bulan adam bu dedi
Hangi balık bıçağı lan dedim.
Hani dedi şu restoranlarda sofraya gelip de neremize
sokacağımızı bilemediğimiz bıçaklardan abi dedi
Ağzı burunu kan içindeki elemana döndüm, Eh be oğlum dedim hak
etmişin sen bu dayağı .
Yapmayın abiler vurmayın abiler falan nasıl yalvarıyor ama
görmen lazım.
Lan dedim, sen nasıl buldun o abuk sabuk bıçağı.
Ağzındaki kanı sildi eliyle, abi dedi, “üç açılı”
diş fırçalarından esinlendim.
Neyse dedim, hadi kaybol buralardan diye posta koydum
gönderdim elemanı. Ha dedim bir de Gaviscon iç geceleri. E hayatını kurtardım bir bakıma. Ama bizim çocuklar da haklı hani. Boğazda balık
yemeye gidemiyorlar , sırf o bıçağı kullanamadıkları için. -ki bizim çocuklar,
kelebekmiş sustalıymış alayını ellerinde maymun ederler- Hep yurdun deniz
görmeyen iç kesinlerinde yiyorlar balıklarını.
Cüneyt Te

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder