3 Aralık 2014 Çarşamba

Orospu Bohçası


En az Ufuk Uras kadar kaypaktır incir ağaçları. En kırılmaz dediğin yerden kırılır. Elinde"demokratik" incirinle uzanırken yerde, tüm hassasiyetleri kemikleşebilir insanın. Yerin fersah fersah altında onlarca işçi boğulur belki. Distopya gibi. Alışmadık götlerde duramayan donlar gibi. Mahçup bakarsın göğe. Bir peşmerge konvoyu gibi coşar içindeki endişeler. Her biri bin ızdıraplı petrol varili. Dokunsan yani, bir şey olmaz da; bir kibrit çaksan, ortalık "can pazarı" Bulutların arasından çıkan güneşleri, asteroit sanırsın belki. Üzüntülerin ile yargılanır, can sıkkınlıklarınla yadırganabilirsin. Nereye baksan orospu bohçası... Kimden haysiyet umsan, it aşı. Yani bir bakıma ölürsün kendi içinde. İçbükey zamanlarda, kendi içine kusarak söndürürsün tüm big bangleri. Tek forvetli satıhlarda, "Metin Kurt kadar yalnızız" ceza sahalarında. Ve evet "İki şişe ucuz şarap, bir tarih yazabilir." Bir sigara yakarım ve "verdiğim tüm sözler bir anda uçabilir"
Türküler güzel. Yavuz Bingöl yavşak olabilir, derim, Ahmet Kaya'nın kişiliğini sevmeyip şarkılarını seven bir Beyaz Türk ölür yüksek binalarda. Kobani düşebilir. Suphi ölebilir. Evet ama Yavuz Bingöl yavşaktır. En az, her yıl Marmara'da yakalanan bir köpek balığının, ağzında kalasla sergilenmesini haber yapan müdür kadar yavşak. Zeytin ağaçlarını kesiyorlar. Gerçi zeytine özel bir kasıtları yok. Adamlar, içinde ağaç geçen her şeyi kesiyorlar.  "Haydutlar ölmeden son bir dans, ne dersin?" memleketin enerjiye de ihtiyacı varmış sevgilim. Bir halay çekelim iki tango, dört dönelim otururuz. Yoksa kim bilir belki Amasra da düşebilir.

"Bir şeyler kahrolsun ! işgal edilmiştir inandığımız tüm çiçekler !"    

Cüneyt Te