açsam ağzımı,yumsam gözümü devrim bile yaparım.
Bırak onu, sırf çukurlara düşüp ölen insanların aileleri birleşse, yeni bir ülke kurulur.
Sonra biri bağlanır canlı yayına.
Ağlar belki.
Namaz öğreten pilli seccadeleriniz var. Üstelik kırkdokuz doksana.
televizyonda; "Taliban, Pakistan'da okul bastı 148 ölü var" diye alt yazı geçiyor.
Gerçi Allah kimseye kaldıramayacağı yükü vermez
Somali'dekiler hariç. Irak, Suriye bölgeleri de hariç.
Kuzey Avrupa dahil. en azından bu yüzyılda dahil.
İsviçre'de Allah, kimsenin kaldırabileceğinden daha fazla yük vermiyor. Lüksenburg, bu kategoride başı çekiyor. Norveç, Danimarka ve İsveç için de fena değil diyorlar. Rabbim cennete girecek adamlarını cinnet ülkelerinden mi seçiyor ?
Cinnet deyince aklıma geldi;
"Cinnet getirmek" deyimine alışamayanlardanım. Cinnet getirilmez, geçirilirmiş gibi geliyor hep bana. Bölüm sonu canavarını bekliyorum.
Bir paket kağıt mendil ve bitmiş tuvalet kağıdı rulosu var ellerimde.
"cebimde bir revolver"
Bakıcısını öldüren bir fil kadar masum muyum acaba?Bakıcısını öldüren filleri seviyorum.
Sonlu sonsuz sorular tepiniyor etejer çekmecesinin ortalık yerinde.
Bir kedi tırmalıyor tüm kağıtları, sonra her yer karanlık.
Yahu sen ne anlatıyorsun canım kardeşim? diyor
Ben bir şey anlatamıyorum, izliyorum diyorum.
Nasılsın diye soruyor?
Dokunsan ağlarım ama vurursan yıkılmam diyorum.
Sonra nefes hırıltılarımı dinliyorum uzun uzun.
Kurt Cobain gibi şarkı söylemeye çalışıyorum.
Çatlak bir ses böyle.
Av tüfeği ile kendi kendime intihar taklidi yapıyorum,
yok olmuyor.
sonra sigarayı bırakmaya çalışıyorum.
yok o da olmuyor.
Mahmut hocanın bizi bulamayacağı bir tavan arası ayarlıyorum kendime.
Şekeri bırakayım diyorum.
o da olmuyor.
Bileğimi keseyim, asil kanımı yerlere dökeyim diyorum.
Rahat bırakın ulan beni !
çünkü ben hiçbir şeyi bırakamıyorum.
kuma iki şezlong atıyorum,
bir şeyler içip martı kovalıyorum
işte o zaman Los Angeles'taki bir uyuşturucu taciri kadar huzurlu hissediyorum kendimi.
öldürdüğüm hiçbir zamana üzülmüyorum.
çünkü ben mütemadiyen zaman öldürüyorum.bölüm sonu canavarını bekliyorum.
Zafer ibnesi geliyor birden aklıma.
bir hayal kuruyorum absürt.
Zafer'in evindeymişiz, viskiye bulamışız kendimizi Egemen'le.
Sonra Zafer duştan çıkıyor, kafasında havlu
-"saatler olsun zafer efendi" diyorum buna
-"ona sıhatler olsun denir" diyo bu.
gülüyoruz böğüre böğüre.
sonra bir bakıyorum Egemen bayılmış viskiden.
Haydi deyip, cumaya gidiyormuşuz gibi yapıyoruz.
Hudea'nın haberini okuyorum.
Beynime dayayıp objektifi, basıyorum deklanşöre.
sonrası dipsiz karanlık
ve ortalık mavili morlu kedi tüyü.
amına koduğumun çocukları !
haysiyetsiz, soysuz köpekler !
3 haftadır Yunanistan başkanının kravat takmamasını konuşup duruyorlar. Dini yemin etmemesini büyük bir tehlike olarak görüyorlar. Ulan bu dünyanın anasını sikenler kravat takıp, kutsal kitaplara el basanlar değil miydi hep?
amına koduğumun çocukları !
haysiyetsiz, soysuz köpekler !
Cüneyt Te

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder