Kolu taşla ezilerek kırılan Filistinli bir haberdi
Bültenlerden izlediğim, psikolojisi uçan bir çocuğun,
Vicdanı uçan bir adama yansımasıydı.
Lisedeydim ve
varlığını bir döl lekesi olarak sürdürmesi gerekirken,
varlığını bir döl lekesi olarak sürdürmesi gerekirken,
yönetici olmuş insanlarla muhataptım.
Canım sıkkın değil bu sefer.
Haddinden fazla biranın, “buyurgan” depresifliğine bıraktım kendimi yüzüyorum.
Sığ şaraplarda balina arıyorum; yani kalkıp da oynamaya yerim dar.
Müzeyyen Senar, yalnız ölecek Bodrum'da.
Amcam da yalnız ölecekti İzmir'de bir otel odasında.
Dağıldık.
Beatles da dağıldı
Amcam da yalnız ölecekti İzmir'de bir otel odasında.
Dağıldık.
Beatles da dağıldı
Fredy öldü (Krueger olan değil)
Duru tiyatro kapandı
Dünya bir Woodstock daha yaşamadı
Sık sık Kos Adası açıklarında batan bir tekneyim.
İçimde onlarca mülteci.
Denize düştüğüm için yılanlara sarılmıyorum.
Zaten yılanlara sarılmak için denizlere atlıyorum
Hali hazırda evli ve çocuklu çiftlerle de görüşmüyorum.
Çin seddiyle övünüyorlar.
Ben utanıyorum.
Dışımda bir Rum meyhanesi,
İçimde Galata Köprüsü.
Dağlardan ve ovalardan ilerleye dursun partizan.
Flu bir hayat var tam da elimde
Flu bir hayat var tam da elimde
Belki de astigmat. Bilmiyorum.
Sokağa çıkıp adam da vuramıyorum.
Çok memurum be kadın ! adam bile vuramıyorum.
Ağızlarının orta yerine ıstampayla vurmak istiyorum
"Hani benim gençliğim nerede" sayın müdürüm.
Hotel California’nın çok fazla anlam ifade ettiği yazlar vardı.
California'yı hiç görmeden sevmiştik
Şarkıların "buyurgan" doğası.
California'yı hiç görmeden sevmiştik
Şarkıların "buyurgan" doğası.
Bombalar düşüyor, kuşlar kaçmıyor.
Görüntüm başka, sesim başka.
Senkronizasyonu bozuk,
belki de hipermetrop bir hayat.
Overdose coğrafyalar.
Canhıraş koşuyoruz.
Sonra aramıza 17 vagonlu tren giriyor.
17 vagonun geçişi boyunca sabit duran ayaklarını izliyorum.
Biliyorsun ayaklarını seviyorum.
Tren gidiyor ve sen kayboluyorsun.
İşte bu kadar amerikan klişesiyiz.
Seneye yine gişelere oynarız.
İçimde bir Rum Meyhanesi,
Dışımda Ceneviz Kafe.
Bu sefer Rodos açıklarında batmayı tercih etmiş bir tekne.
Ya da Haiti’den Miami’ye yüzen deli bir göçmen.
Deliliği, çaresizliğinden mütevellit, bir adet Haitili göçmen.
Deliliği, çaresizliğinden mütevellit, bir adet Haitili göçmen.
Sen doğma büyüme sosyalist bir Amerikan,
ben rus salatası seven memur bir Türk.
Biraz da hatırlayabilmem için dejenere edilmiş bir hikaye.
Belki de Rainer Maria Rilke
Ya da miyop bir sarı leke
Cüneyt Te


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder