18 Ocak 2014 Cumartesi

Kuvvetli Hisler Kumpanyası

Çok fazla şükrediyorlar. Çok fazla. Her cuma, hayırlı cumalar diyorlar, hayırlı cumalar diyorum. 
Herkesin herkesi görebileceği yerlerde, kollarını paçalarını sıvayıp lavabo sırası bekliyorlar. Dudaklarının belli belirsiz titreşiminden dua ettiklerini varsayıyorum.
Ben de dua ediyorum.
İçimden.
içten içe, içimi kemiren dualar.

İçlerine fanila giymeyenleri garipsiyorlar.
Paraşütle atlamak istiyorum diyorum, senin arpan mı fazla diyorlar. Atları da poligonda seviyorlar. Sakat atların vurulmasına pozitif bakıyorlar.
bazen sadece bakıyorlar. Kurbanlarınızı keserken hayvana eziyet etmeyin diyorlar.

Ben hiçbir hayvana eziyet etmiyorum diyorum
Kurban kes diyorlar.
Ben hiçbir hayvana eziyet etmiyorum ki diyorum
Kurban kes diyorlar.
Ama diyorum ben diyorum...
Kurban eti iyidir diyorlar.
Koyun sırtında köprü geçmeyi hayal ediyorlar.
halbuki Çalışmak da ibadettir.

Ben her cuma onlardan yarım saat fazla çalışıyorum. Ay takviminden konu açılıyor. Ay'da kullanılan bir takvim olduğunu düşünüyorlar. Tolkien'i, çakmak markası sanıyorlar. Hayal güçlerine bir kez daha hayran kalıyorum
Sonra yoruluyorum,
Küçümsendikçe yorgunluklarım, küçüldüm ben de.
Her gün bir ay daha eriyorum.
Memuriyetten kralı yok diyorlar
ben kralları da sevmiyorum.

Bu sefer dönüyorum, kendime söylüyorum
Rahatsızsın bu şehirde diyorum.
boğuluyorsun diyorum.
dinleyemiyorsun diyorum.
konuşamıyorsun diyorum.
Hadi kalk yerine yat
Boynun da tutuk üstelik. 
Rutubet çok. 
Dizlerin acıyor.
Herkes maaşını soruyor, 
işini soruyor, 
iş arkadaşının medeni hallerini soruyor. 
Medeni hallerimin bekçileri ! 
Kalkın hadi bi siktirin gidin de yerinize yatın.

Garip kadınlar geçip gidiyor, yıldız gibi kayıp giden, giderken takılarını bırakan, en nihayetinde herkes gibi giden kadınlar.
kuvvetli hislere meylettiklerini söyleyip, kırkı çıkmadan giden kadınlar.
gittiklerinde hayatı çözümleyen
gittiklerinde geçmişi düğümleyen kadınlar.
kuvvetli hisler kumpanyası.

Perde açılırken; bir deniz yatağında uyuya kalmayı hayal ediyorum.
En büyük acının kendimin ki olduğuna inanıyorum pek tabii. 
Bunun geri zekalılıkla bir ilgisi yok. Self defans sadece.
"Allah'ını seven defansa gelsin" 
gerçekle ilgisi yok;
Sürreal aptallıklar kumpanyası. 

Garip kadınlar geçip gidiyor. Dönme ihtimali, gidişinin üçüncü dakikasında biten kadınlar.
olgun sözlerinin arkasında ham kadınlar,
hikayelerini görmeyen kadınlar.
Susan kadınlar, susan adamlar,
susam sokağı.
Susmaktan sığırlaşmış adamlar,
bu adamlara takılan kadınlar,
bu adamları sığırlaştıran kadınlar,
sığırlar kumpanyası.

Ellialtıyla radara girenler kulübünde müdür olmak, yani yaşam güvenliğimin "devlet" sınırlarında dolaşmak.
yani dingin bir yaşamın tam ortasında durmak.
Heyecansız olmak, sürprizler olmadan durmak,
Yaşamak gibi değil de durmak gibi yaşamak.
Yaşamak gibi değil de nefes almak işte.
kendi girdaplarımda kelebek yüzmek,
gıcırdayan sandalyemden gizli bir haz duymak,
bir filmin senaryosunu ezbere almak.
Ekseriyetle "Masumiyet"
Kalbi somut olarak hissetmek için; yirmibeş dakikalık tusunami videoları izlemek
"Hisseli Harikalar Kumpanyası"

Susmanın sınırı yok elbet.


Çok şey bekliyorlar.
Kadınlar ilgi,
arkadaşlar alaka,
baba terfi,
müdür telefon bekliyor.
Ben sadece Galatasaray’ın şampiyonlar ligi şampiyonu olmasını bekliyorum.
Bir de Hugo Chavez'in kanserden ölmesini içerliyorum bu aralar.
Haritalara takılıyorum bazen.
Bir yerden başlayıp başka bir yerde biten kırmızı sınırlar. Haritalar kanla değişir.
SSCB artık yok örneğin
yan bahçeyle sınır çekerken bile pompalı tüfeklerin çekildiği bir dünya
ya da Ortadoğu ya da "The Desolation of Smaug"  

Kendilerini dinlemekten korkuyorlar!
Erken evleniyorlar.
Evlerine de erken gidiyorlar.
Görüntü kalitesine göre yargılıyorlar insanları ve televizyonları.
Full HD bir hayatın konforunu paha biçilemez sanıyorlar.
fiyatı belli bir hayat.
hayat
haya
hay !
ha ?
ha ha ha
Seni de sevmiyorum Oruç Aruoba.



Cüneyt Te

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder