barlarda sabahladım,
banklarda sabahladım,
çok güldüm,
çok fazla güzel insanla tanıştım,
tarihi sokaklarda tarihi binalar gezdim,
müzelere gittim kiliseleri, camileri dolaştım, (Sinagog'a da gireyim dedim, almadılar)
asırlık parklarda oturdum, (Gezi dahil) (ama daha ziyade Gülhane Parkı)
Sokak çalgıcılarının yorulup da gitarlarını bırakmalarını bekledim,
Beklerken onları dinledim,
Dinlerken şarkı söyledim,
Zabıtalra küfrettim. (İhtiyacımdan fazla küfür öğrendim)
Galatasaray’ın maçlarına gittim, (öğrendiğim küfürlerin ihtiyaç fazlası olmadığını öğrendim.)
Kanlıca’da çok yoğurt yedim,
Dinlerken şarkı söyledim,
Zabıtalra küfrettim. (İhtiyacımdan fazla küfür öğrendim)
Galatasaray’ın maçlarına gittim, (öğrendiğim küfürlerin ihtiyaç fazlası olmadığını öğrendim.)
Kanlıca’da çok yoğurt yedim,
Beşiktaş’ta çok rakı içtim,
Taksim'de çok eğlendim,
Kadıköy’de içmekten çok uykusuz kaldım,
Çengelköy'de sıkışan trafikte park edemeyen arabalara "gel gel hop" yaptım.
binlerce defa boğazı kokladım,
kardanadam yaptım,
kar yağarken denize atladım,
yazın Riva’da karpuz yedim,
Plonezköy’de çiçekleri böcekleri fotoğrafladım,
Beykoz’da öyküler yazdım,
Galata’da Turgut Uyar okudum ilk kez,
Kuzguncuk’da yüz yıllık bir evde bir gece uyudum,
yürüyüşlere katıldım,
slogan attım,
panellere, toplantılara gittim,
kavga ettim,
bazılarında dayak yedim, (İnsana tüm egolarını yedirten cinsten)
bazılarında iyi sopa attım, (ve yine insana kendini Rambo gibi hissettiren türden)
çoğu kavga da berabere bitti.(aynı insanı mevcut egolarıyla yaşamasını dayatan cinsten)
Gözaltına alındım, ifade verdim. (hepsi de amaçsız
kavgalardan)
tinercilerden kaçtım,
sonra bir tinerciyle bira-midye takıldık,
anlattım dinlediler,
anlattılar dinledim,
çok çalıştım, çok yol gittim,
çok uyudum,
hamaklarda sallandım,
Sarhoş masalarda memleketler kurtardım,
Aynı masalarda Türkiye ligine klasman atlattım,
ekonomi politikalarımı saydım diğer sarhoşlara, (Saydım da arzla talebi hep birbirine karıştırdım)
Tiyatrolara gittim (yani kendini tanrı sanan insanların sahneye çıktığı mekanlara)
Aynı masalarda Türkiye ligine klasman atlattım,
ekonomi politikalarımı saydım diğer sarhoşlara, (Saydım da arzla talebi hep birbirine karıştırdım)
Tiyatrolara gittim (yani kendini tanrı sanan insanların sahneye çıktığı mekanlara)
hatalı sollamalardan ucuz kurtuldum,
çok işe girdim çok işten atıldım,
Tarlabaşı’nda seviştim,
Ayasofya'yı fon yaparak, Moda'da öpüştüm,
Cebimde on lirayla, bin liralık hesap gelecek masalarda ikramlı içkiler içtim,
belediye otobüslerinde uyuya kaldım, sonra da beş durak geri
yürüdüm,
Çok yürüdüm,
E o kadar yürüyünce çok fazla yeni öykü fikri edindim,
Çok konuştum,
Çok sustum,
Konserlere gittim,
Festivallere gittim,
Berbat sahnelerde müthiş rock grupları dinledim,
Mesnevi okudum,
Ney üfledim ilk kez,
Namaz bile kıldım,
Sandalda şarap içtim, Hayyam’ı andım,
Taşradan gelip de bir insanın yapmak isteyeceği her şeyi yaptım.
Tüm zorluklarına
rağmen, çok şey aldım İstanbul’dan hayatıma. Sonra memlekete dönmek zorunda kaldım. Gezi olaylarını
az farkla kaçırdım. Yalnızca kendini düşünen sığırların yaşadığı bir
memlekette, granit döşemeli yerleri olan havalı bir odanın, havalı bir
masasında müdür yardımcısı oldum. Yani kağıt üstünde “adam” oldum. Onbinlerce insanın,
meydanlarda Berkin’i andığı bir gecede, dehşet sessiz bir şehrin, dehşet
direnişsiz bir sokağında, kısık bir ışıkta geride bıraktığım o beş yılı
düşündüm ve ben; o ipsiz, sapsız, işsiz, çalışırken bile işsiz kalabilen,
hissedebilen adam olduğum insanı özledim. (ve hep böyle bozuk cümlelerden zevk almaya baktım.)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder